This is Peter’s article about his walk retracing the route of Alexander the Great, translated into Turkish. For the English original visit In the footsteps of Alexander the Great.
You too can follow in Alexander’s footsteps on our Alexander the Great tour , personally led by Peter.
Büyük Iskender’in izinde...
Iki bin yildan daha uzun bir süredir dünya üzerinde yasayan herkesi etkileyen bir isim: Büyük Iskender… Bundan yaklasik on sekiz yil önce, ögretmenlerimden biri Klasik Devrin haritasini açip Büyük Iskender’in yaptigi yolculuklari gösterdiginde hayran kalmistim. Tam on iki yil boyunca, askerlerine dünyanin bilinen sinirlari ötesine yürüme cesareti veren birinden kim etkilenmez ki? Askerleri Yunanistan’dan Hindistan’a, oradan da Babil’e uzanan yaklasik yirmi iki bin millik yolu kat etti. Makedonya Krali, MÖ 323’te otuz iki yasinda öldügünde, dünyanin kesfedilmis topraklarinin çogu ayaklari altina seriliydi.

Askeri harekatlarini kütüphanelerde arastirdiktan sonra dünya cografyasinin strateji ve rotalarini nasil belirledigini görmek için araziye çikmak istedim. Türkiye’ye bir gezi yapacaktim: Iskender’in ayak izlerini Troya’dan baslayarak Issos Savasi’nin yapildigi yere dek takip etmeye karar verdim. Kirk bin kisilik güçlü ordusunun, iki bin millik bu yolda karsilastigi fiziksel zorluklari biraz olsun tecrübe edebilmek için, onlarin yürüyüs hizinda taban tepmekten daha iyi bir seçenek yoktu. Iskender’in geçtigi ya da saldirilar düzenledigi kentlerin anitsal kalintilarini görmek, askerlerinin yürüdügü antik yollari kesfetmek istiyordum.
ASIL’IN ÜNLÜ ZIRHI

Iskender, MÖ 334 baharinda Pers Imparatorlugu’nu yikmayi planladigi destansi yolculuguna gemiyle çikar. Hellespontos’da (Çanakkale Bogazi) yelkenle seyrederken, yari yolda bir bogayi kurban etmek üzere durur. Poseidon ve okyanusu hosnut etmek için onlarin serefine boganin kanini akitir. Sonra da zirhini kusanip saltanat kadirgasinin pruvasina çikar ve her zaman bir sovmenin içgüdülerine sahip bir kral olarak, mizragini hizla karaya savurup burayi zaferlerinin hakkina kendi topragi ilan eder.
Yürüyüs rotamin baslangici olan Troya’ya ayak bastigimda, buraya ilk kez gelen çogu kisiyle ayni duygulara kapilmistim: Saskinlik ve biraz da hayal kirikligi… Mermerler ve mozaiklerle süslü, sira sira sütunlarla kapli, husu uyandiran caddeler görememistim. Tüm bunlarin yerine düs gücümü serbest biraktim ve kadim efsanelerin düslerime hükmetmesine izin verdim. Küçük Asya’ya varir varmaz Iskender’in yaptigi da buydu. Çirilçiplak soyunmus, vücudunu yaglarla ovmus ve Asil’in (Akhilleus) mezarina bir çelenk birakmaya kosmustu. Bu sembolik bir jestti. Yeni gelen büyük savasçi, kendinden bin yil önce savasan – tabii Homeros’un Troya Savasi hikâyesinde dogruluk payi varsa- kahramana saygilarini sunmaya gitmisti. Sonra da Athena Tapinagi’na çikip kendi zirhini oraya bagislamisti. Bunun karsiliginda da ona bazi kutsal emanetler sunulmustu. Bunlarin arasinda daha sonra Hindistan’daki bir kusatma sirasinda hayatini kurtaracak olan Asil’e ait ünlü bes katli zirh da vardi.
EFES’TEN BODRUM’A

Ben de Iskender’in izinden giderek, dünyanin yedi harikasindan biri olan Artemis Tapinagi’ni ziyaret ettim. Tesadüfen Iskender’in dogdugu gece tapinak bir deli tarafindan yakilmis. Simdi issiz ve melankolik bir havasi olan tapinagin sütunlarindan yalnizca biri bataklik zeminden göge dogru yükseliyor. Iskender o zamanlar, tapinagin kendine adanmasi sartiyla yeniden insa edilmesi için gerekli masraflari yapmayi önermis, ama Efes’te yasayanlar bunu kibarca reddetmisler: Onlarin deyisiyle, “Bir tanrinin digerini onurlandirmasi uygun düsmezdi”.
Daha güneyde Iskender, Halikarnassos’a (Bodrum) girer. Kent, Mausoleion adi verilen mezari dünyanin yedi harikasindan biri olan Karya Krali Mausolos tarafindan bol para harcanarak insa edilmisti. Halikarnassos ayni zamanda, kentin surlarinin 6.5 kilometrelik kismina askerlerini yerlestiren Pers ordusunun isgal ettigi önemli bir deniz üssüydü. Büyük oldugu kadar da güçlü olan surlar geçmis çaglarda savunma amaçli insa edilmisti. Iskender’inse yeni bir silahi vardi: Burma mancinik. Babasi II. Philippos’un sarayindaki mühendisler tarafindan dizayn edilen ve simdiye kadar görülmemis bir güçle uzaga firlatan mancinik, hayvan gücüyle isliyordu. Iskender, bu manciniklarla isterse duvarlari yikabilir ya da önüne çikan her kenti ezip geçebilirdi. Halikarnassos’ta da iste bunu yapti.
DÖRT BUÇUK AY VE IKI BIN MIL

Yola çiktiktan üç hafta sonra Gordion’a ulastim. Ankara’nin batisinda kalan kent, Frigya’nin baskentiydi. MÖ 8. yüzyilda Kral Gordius tarafindan kurulan krallik, dokundugu her seyi altina dönüstürdügü rivayet edilen oglu Midas tarafindan genisletilmisti. Iste burasi, Iskender’in hayatindaki çok ünlü söylencelerden birine sahne oldu. Gordius’un mezarini simgeleyen iki tekerlekli tören arabasi ile ilgili anlatilanlar Iskender’i çok etkilemisti. Arabanin boyundurugu, simdiye kadar hiç kimsenin çözemedigi bir dügümle baglanmisti. Bir kehanete göre Gordion dügümünü kim çözerse, bütün Asya kitasinin hükümdari olacakti. Büyük bir seyirci kalabaligi önünde Iskender dügümü çözmeye giristi. Ve söylenceye göre de sonunda sinirlenip kilicini çekti, dügümü kesti. Zeus, Iskender’in bu yaptigindan çok hosnut kaldi. Çünkü, “O gece gökyüzünde gök gürlemeleri ve sayisiz simsekler görüldü”.

Back to Travel writing page
Click here for Alexander the Great tour


